Beynimizdeki “AYIP”

Beynimizdeki “AYIP”

ASLINDA SEN iSTiYORSUN DA “AYIP OLMASIN” MANTIĞININ ARKASINA MI SIĞINIYORSUN, YOKSA GERÇEKTEN AYIP OLMASIN DiYE Mi YAşIYORSUN?

Zaman hızla geçiyor, hayat dediğin her gün geri gelmeyecek şekilde yaşanıp bitiyor. Yaşanıyor da ne kadar kaliteli bir şekilde yaşanıyor, istediklerinizi yaparak mı değerlendiriyorsunuz günü yoksa çoğu zaman başkalarının isteklerini yerine getirmek için çabalayarak mı?

Bu konuyu yazmak istedim; çünkü beyinlere yerleşmiş klasik bir Türk mantığı gibi görünen ancak geçmişten gelen olumsuz bir bilinçaltı programı olan “ayıp olmasın” düşünce kalıbı çoğu insanın hayatını kontrol ediyor. Ayıp olmasın diye bir toplantıya katılmak, ayıp olmasın diye birine yardım etmek, ayıp olmasın diye birilerine evet demek… liste uzayıp gidiyor.

Nedir bu “ayıp”? Türk Dil Kurumu’na göre “toplumun ahlak kurallarına aykırı olan, utanılacak durum veya davranış, kusur, eksiklik”. Peki, sizin kafanızda “ayıp” kelimesinin tam olarak anlamı nedir? Zamanında ailenizin, çevrenizin size öğrettiği ayıplar nelerdir? O ayıp denilen davranışlar gerçekten ayıp mıdır? Yoksa hiç sorgulamadan, alışkanlık olmuş bir inancın peşinden mi gidiyorsunuz?

Ayıp olunca ne oluyor? Mesela sizin yoğun bir programınız var ve sizden birisi onun için bir şey yapmanızı istiyor, siz de ayıp olmasın diye kendi programınızı iptal edip onunkini yapıyorsunuz. Bu durumda kendinize karşı ayıp etmiş olmuyor musunuz? Aslında her seferinde kendinize dair saygınızı yitirmiyor musunuz?

Ayıp olmasın mantığı karşı tarafı düşünmekten çok, insanın kendini koruma altına almak için yaptığı bir davranıştır. Çünkü gerçekte “ben ayıp eden pozisyonuna düşmeyeyim, ayıp edersem toplum/kişi tarafından dışlanırım, beğenilmem, eleştirilirim, bu duruma da düşmek istemiyorum” demektir. Oysa bu noktada farkındalık kazanırsanız, ne kadar da gereksiz yere bu kalıba takılıp korkularınız yüzünden hayatınızın kontrolünü başkalarına verdiğinizi anlarsınız. Yeni bir bakış açısıyla hem istediğiniz gibi hem de saygın bir şekilde yaşarsınız.

Tabi ki bir de işin diğer tarafı var: Bazen kişinin zaten kendi değerleri, kendi programları yoktur ya da var olan programını uygulamamak için bahaneler arıyordur. Bu durumda da başkalarının isteklerini yerine getirmek onun için bir kaçış yoludur. Ya da kişi zaten kendisinden istenen şeyi yapmak istiyordur; ama istediğini söyleyemiyor ya da yapmak istediğinin arkasında duramıyordur. işte o noktada “arkadaşa ayıp olmasın diye gittim, yaptım…” gibi kalıplar kullanılır. Burada “ayıp olmasın” mantığı kurtarıcı bir kalıp olmuştur. Hani akşam eve içkili ve geç gelen eşin “ya ben arkadaşlara ayıp olmasın diye oraya gittim” demesi gibi… 🙂

Evet, bu hafta farkındalık konumuz “ayıp olmasın”…

Bu hafta kendinizi bu kalıbı kullanırken yakalayın.

Sizin “ayıp olmasın”larınız gerçekten ne anlama geliyor, kendinizle yüzleşerek tespit edin.

Unutmayın ki toplum kuralları da değişiyor, pek çoğu çocukluğunuzdan bu yana değişti. Siz de değiştiniz, artık çocuk değilsiniz. Artık neyin ayıp olup olmadığına siz karar verebilirsiniz. Eski düşünce kalıplarından kurtulmanın ve kendi prensiplerinizi yaratmanın vakti çoktan gelmedi mi? 🙂

Sevgi ve sağlıkla ilerleyin…

Arzu Bıyıklıoğlu