Kendinizi iyi Hissetmeniz için Nedenleriniz

//Kendinizi iyi Hissetmeniz için Nedenleriniz

Kendinizi iyi Hissetmeniz için Nedenleriniz

Büyüdükçe kendinizden uzaklaşır, dışarıya bağımlı hale gelirsiniz, işin daha da kötüsü bunun farkında bile olamamanızdır. Gülmek, neşeli olmak, pozitif olmak, kısacası kendinizi iyi hissetmek için bir olaya, bir kişiye, bir söze ihtiyaç duyarsınız. Oysa bir çocuk nasıl da eğlenir kendi kendine. Yüzünde hep tatlı bir gülümseme, eğlendiren bir merak, bedeninde coşan bir enerji, dolaşır ortalıkta. Zamanla ebeveyn ve çevre müdahalesiyle kırılır kolu kanadı. “Öyle gülme, böyle yapma, dur fazla zıplama” diyerek ayıplar dünyasına itilir. Zamanla öğrenir durduk yere gülünüp, mutlu olunmayacağını. Çünkü mutlu olmanın, neşelenmenin, gülmenin bir yeri, zamanı vardır. Kendini iyi hissetmek için bir sebebin olmalı. işte böyle bir yetişkin olduğunuzda içinizdeki yaşama coşkusunu kaybediverirsiniz. Artık alaylar, kişiler size kendinizi ya iyi hissettirir ya da kötü. Sanki kontrol sizde değil de onlardaymış gibi. Ve bildiğiniz iyi bir sebebiniz yoksa kendinizi iyi hissetmenize de gerek yoktur. Beklemeye başlarsınız. Aaaah aaaah şu iş olsa da bir sevinsem, vaaah vaah şu kız bir evlense de huzura kavuşsam, ooof ooof şu adam bana iyi davransa da yüzüm gülse… (Devamını siz doldurabilirsiniz.)

Asıl duygu üretim merkezi içinizdedir. Kaynak sizsiniz ve güç sizde. Yeniden başa dönüp çocuklar gibi sebepsiz yere kendinizi iyi hissetmeyi öğrenmelisiniz. iyi hissetmek için gerçekten de bir sebep arıyorsanız, en iyi sebep, az sonra kendinizi gerçekten iyi hissediyor olacağınızdır.

Uzun süre aynı duygu durumu içinde kalmak zamanla sizi kontrol etmeye başlar. Çünkü bilinçaltınız bunu bir istek olarak görmeye başlar ve içerden size destek olmak ister. Ayrıca her duygu bedenimizdeki hücreler tarafından kodlanır. Yani siz üzgün bir duygu durumu içindeyken tüm kaslarınız, hücreleriniz belli bir şekil alır ve o enerjiyi yayar. Duygu durumunuz uzun süre aynı kalırsa kaslarınız, hücreleriniz bedensel duruşu benimser. Siz nötr bir durumdayken, kaslarınız bu duruşa geçerek sizde tekrar üzüntü duygusunun harekete geçmesini sağlayabilir. Olumsuz kısır döngüler başlar.

Biz farkında olsak da olmasak da beynimiz sürekli öğreniyor. Yıllar önce dinlediğiniz ve acı bir anısı olan şarkıyı her duyduğunuzda, beyniniz tarafından aynı acının hatırlatılmasının sebebi budur. Beyin şöyle der: “ … şarkısı = bu şarkıda üzülmeyi öğrenmiştik, şimdi üzülünecek = üzüntü duygusunun kimyasalı bedene salgılansın = kaslar ve hücreler de üzüntü şeklini alsın…” Sistem böyle çalışıyor.

şimdi kendinize iyi hissetmek için yeni şeyler yapmak ister misiniz? Zamanla ve tekrarla beyniniz bunu da öğrenecektir. Yeni kendini iyi hissetme sebeplerine birkaç örnek vereceğim, siz de kendinize özel sebepler bulabilirsiniz. Önemli olan her gün (en az 21 gün) tekrar yapıp zihninize ve bedeninize bu güzel duyguyu sık sık akıtarak onu bağımlı yapmak. Güzel duygulara bağımlı olduğunuzda, nötr zamanlarınızda zihniniz ve bedeniniz sizi iyi olmaya davet edecektir. Bunu kendimle ve danışanlarımla defalarca deneyimledim, gerçekten işe yarıyor.

Aynanıza gülen bir yüz yapıştırın ve “GÜLÜMSE HAYATA, GÜLÜMSE KENDiNE” yazın ve gülümsemeye başlayın, etrafınızdaki herkese gülümseyin. Kocaman bir ağızla gülümsemek, size kendinizi iyi hissettirecektir.

Salonun ortasında zıplayın “OLEY YAşASIN” diye bağırın. (Sokakta yaparsanız çok daha iyi hissedersiniz, çünkü başka insanları da güldürürsünüz.)

“Duygu kaynağı benim içimde ve şimdi bana kendimi iyi hissettiren bir duygu üretmeyi seçiyorum, GÜÇ BENDE” diye bağırın.

Bunlar size komik ve saçma geliyorsa, özellikle denemenizi isterim. Tecrübelerime göre en çok saçma bulanlar bunları yaparken eğleniyorlar 🙂

Eğer bunlar kendinizi iyi hissetmenize yardımcı olmuyorsa pes etmeyin, bir süre profesyonel destek alarak kendinize özel yöntemler geliştirin ve bir an önce güzel duygu bağımlısı olun.

Haydi, şiMDi’nin gücünü kullanın ve hemen deneyin 🙂

iyi eğlenceler!

Sevgiyle ve sağlıkla ilerleyin…

Arzu Bıyıklıoğlu

NLP Uzmanı ve Yaşam Koçu

 

By | 2013-03-12T00:56:00+02:00 Mart 12th, 2013|Farkındalık ve Değişim Koçluğu|Yorum Yok

About the Author:

Yorum Bırak