Kötü Duygu Yoktur, Kaynak Sizsiniz!

//Kötü Duygu Yoktur, Kaynak Sizsiniz!

Kötü Duygu Yoktur, Kaynak Sizsiniz!

Acı, nefret, yalnızlık, gıcık olmak, endişe, can sıkıntısı gibi pek çok duygu yoğunluğunu, hissetmeyi sevmediğiniz için kötü duygular olarak anlamlandırırız. Hoş olmayan bir duygu içine girdiğinizde, bu duygunun kaynağını sorgulayarak ya da içinde bulunduğunuz duygu durumunu tekrar tekrar dile getirerek kendinizi daha kötü bir ruh haline sokarsınız. “Çok kötüyüm, moralim bozuk, üzgünüm, yalnızım, neden böyleyim, kim yaptı, o yaptı, senin yüzünden…” gibi konuşmalarla, o beğenmediğiniz duygu durumunu daha fazla içinize çekersiniz. Unutmayın ki “ne ararsanız onu bulursunuz”. Niyetiniz ne, kötü durumundan çıkmak mı yoksa daha fazla kötü duygu yaratmak mı?

Eğer sürekli geçmişinize bakıp bugününüzü zehir eden sebepler arıyorsanız ya da neden bu duruma düştüğünüze yoğunlaşıyorsanız, beyniniz size bu doğrultuda kanıtlar sunacak ve kendinizi daha kötü hissettirecektir. Oysa acilen farkına varılması gereken, geçmişin sizin geleceğiniz olmadığıdır.

Hayat yolunda hiç bitmeyen bir öğrenme vardır. Bilgi herkesin içindedir. Yeter ki öğrenmek isteyelim. Her yer mesajlarla doludur. Duygularınız da birer öğrenme aracıdır. Duygularınızı olumlu bir şekilde kullanırsanız onların size hizmet ettiğinin farkına varırsınız. Örneğin kendinizi yalnız hissettiğiniz ve sıkıldığınız zamanlarda olumsuz duygular içindesinizdir. Böyle bir duygu acaba neyi fark etmenizi işaret ediyor olabilir? Size nasıl bir eylem çağrısı yapıyor, nasıl bir mesaj yolluyor olabilir? Belki daha fazla sosyalleşmeniz gerektiğinin mesajını veriyordur, belki de arkadaşlarınıza daha iyi davranmanız gerektiğini söylüyordur. Herkese göre mesajın içeriği farklıdır. Bir de böyle düşünseniz, olumsuz duyguları size bir şeyler öğretmeye çalışan dostlar olarak görseniz, acaba yaşam kalitenizi ne kadar artırırsınız?

Duygular bize dışarıdan gelmez, biz onları içimizde üretiriz. Yani kaynak BiZiZ. Kaynak biz olmasaydık herkes aynı olaya, aynı kişiye karşı aynı duyguyu hissederdi. Bunun böyle olmadığını, herkesin olaylar ve kişiler karşısında farklı duygular beslediğini biliyorsunuz. Aynı duyguyu besleyenler de olabilir ama onların da bu duygu durumları içinde kalış süreleri farklıdır. Kimi insan işten kovuldu diye 2 gün üzülür, kimi aylarca. Belki de kendini hasta edene kadar.

Olumsuz duygularınıza odaklandıkça, iç kaynağınız (duygu üretim merkeziniz) o duyguyu daha yoğun bir şekilde üretmeye devam eder. Kendinizi çok iyi hissettiğinizde, o gün kaç kere “kendimi harika hissediyorum, çok iyiyim” dersiniz? iki üç bilemedin beş defa. Peki, kötü duygular içindeyken bu durumu kaç kez içinizden ya da dışınızdan tekrar edersiniz? On, on beş, yirmi belki sayılamayacak kadar çok. Sonuçta kendinizi daha kötü hissedersiniz taa ki güzel bir olay ya da kişi sizi etkileyene kadar. O zaman size şu soruyu sormak isterim: Sizin dışınızda bir olay veya kişi, sizin içinizdeki kaynağı olumlu ya da olumsuz şekilde kullanmanız için etkileyebiliyorsa, siz kendi kaynağınızı kendi istediğiniz şekilde neden kullanmıyorsunuz? Kaynağı kullanmanın en güzel yolu, kendinize doğru soruyu sorarak başlamaktır. Bu duygu bana ne demek istiyor? Neyi değiştirmem gerekiyor? Ne yaparsam bu duyguyu olumlu hale getirebilirim? Bu tip sorular sizi ileriye götürür, eyleme geçirir. “Ben neden böyleyim, bana ne oldu?” , “Kendimi kötü ve çaresiz hissediyorum” gibi konuşmalar dibe çeker. Birisinin ya da bir olayın gelip sizin duygularınızı değiştirmesini beklemeyin. Yoksa hep kişilere ve olaylara bağımlı bir hayat yaşarsınız. Kaynak içinizde, iplerinizi kendi elinizde sıkı sıkı tutun ve dilediğiniz gibi duygu üretin. Olumlu duygu üretebilmeyi hem kendim, hem de çalıştığım pek çok danışanım başardık, en güzel yanı da bir süre sonra olumlu duygular üretmek alışkanlığınız haline geliyor 🙂

şimdi gülümseyin ve “bugün kendimi iyi hissetmeyi seçiyorum, KAYNAK BENDE, GÜÇ BENDE” diye bağırın. (Ortam uygun değilse zihninizden de bağırabilirsiniz…)

Sevgiyle ve sağlıkla ilerleyin…

Arzu Bıyıklıoğlu

NLP Uzmanı ve Yaşam Koçu

 

By | 2013-02-12T23:31:00+02:00 Şubat 12th, 2013|Yaşam Koçluğu|Yorum Yok

About the Author:

Yorum Bırak