AşKA ÇAĞRI…

AşKA ÇAĞRI…

Merhaba, güzel insan 🙂 Son zamanlarda en çok aşk üzerine soru ve olumlama isteği gelince, genel bir cevap yazmanın daha iyi olacağını düşündüm. Tabii ki aşkın üstadı değilim 🙂 Kimse de olamaz. Mevlana “Aşk defterde, kitap sayfalarında yazılı değildir. AşK kendinde kendini bulmaktır” diyerek çok daha derin manalardan bizlere seslenmiştir. Böylesine büyük, Tanrısal AşKI yaşayabilmek için de önce insandan insana olan aşkı deneyimlemek gerektiğine inananlardanım. Benden sana, senden bana, bizden O’na…

“Benden sana, senden bana” iki kişinin birbirine ayna olabilmesi ve ego kimliğinin dışına çıkıp gönül tellerini titreştirip aşk pınarını harekete geçirebilmesidir. şems’in “şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak hakikati keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin” sözü de ikili ilişkilerin (ister sevgili, ister arkadaş…) kendimizi ve hayatı anlamamız için ne kadar büyük bir önem taşıdığına, insanların birbirine ayna olduğuna vurgu yapmaktadır.

Bu açıdan kişisel aşka baktığımızda aşk, hayatımızı değiştirecek bir şey değil,  aşk bizim dönüşmemize yardımcı olacak bir vesiledir. Hayatımıza giren kişi, her zaman doğru kişidir. Aynaya iyi bakarsak, altyazıları, bize anlatmak istediği mesajları okuyabilirsek, aynadaki yansımaları fark edebilirsek (olumlu veya olumsuz) kendimizi ve hayatı bilmeye başlarız.

şimdi, bana bu konuda en çok sorulanlara dönelim: “Aşk istiyorum, sevgili istiyorum, bir ilişki istiyorum. Ama yok… Gelsin artık. Ama nasıl? Olumlaması ne olsun?”

Her şeyden önce umutsuz ya da depresif bir şekilde aşk arayışı içindeyse insan ilk yapacağı şey öncelikle kendini sevmeye ve kabul etmeye yönelmektir. Aslında acil olan bir başkasından gelecek olan aşk, sevgi değil insanın kendini sevmesidir. Kendini seven ve değer veren bir insan aynasında da bunu görecektir. Ve özsevgisi, özdeğeri olan biri karşısındakine aynı sevgiyi ve değeri verecektir.

Eğer aşkı davet ederken “beni sevecek, beni mutlu edecek, bana değer verecek, ayağımı yerden kesecek biri” diye sipariş veriyorsanız burada bir yanlışlık var 🙂 Çünkü bu mesaj sözsüz olarak başka bir enerji formunda (her düşünce ve inançta olduğu gibi) altyazı geçer gibi dünyamıza yayılır. Görmüyoruz, dile getirmiyoruz ama bilinçaltlarımız birbiriyle kendi dillerinde irtibat halinde 🙂 Hepimiz birbirimize görünmeyen bağlarla bağlıyız, analitik psikolojinin kurucularından olan Alman Psikiyatr Carl Gustov Jung’ın dediği gibi kolektif bilinçaltıyla.

Düşünsenize; karşınızda sizi aşka davet eden biri var. Ve altyazı olarak şu cümleler geçiyor: “Bana mutluluk ver (çünkü mutsuzum) bana değer ver (çünkü kendimi değersiz buluyorum) bana sevgi ver (çünkü kendimi sevmiyorum) yanımda ol (çünkü çok yalnızım)” bu altyazıyı çok açık ve net bir şekilde okusanız o kişiye aşkla koşar, onun kollarına mı atlarsınız; yoksa ondan hızla kaçarak uzaklaşır mısınız? Böyle bir altyazı gönderiyorsanız karşınıza gelecek ayna mutsuz, değersiz, yalnız olduğunuza dair inancınızı yansıtacak bir ayna olacaktır.

Daha olumlu bir altyazı düşünürsek mesela: “Kendimi seviyorum, olduğum gibi kabul ediyorum, kendimle barışık ve mutluyum. O kişi mutluluğuma mutluluk, sevgime sevgi, değerime değer katacak ve ben de onun mutluluğuna mutluluk, sevgisine sevgi, değerine değer katacağım. Birlikte dönüşüp yol olacağımız, birbirimize destek olacağımız kişiye hazır ve açığım.” Böyle bir altyazıda karşımıza gelecek olan, aşk yaşayacağımız kişi çok daha farklı olacaktır. Tabii ki bunları böyle dile getirmek altyazıyı değiştirmiyor; bunları hissetmek, onun içinde OLMAK gerekiyor. işte içselleşen inanç haline dönüşen sözler evrene altyazı olarak yayılıyor. Ayrıca böyle bir aşk ilişkisi yakaladığımızda her şey halloluyor mu; tabii ki olmuyor 🙂 ama keyifli, güven dolu, samimi bir kendini bilme süreci daha başlıyor. Ruhla birbirlerine daha güzel bir ayna olarak ilerliyor 🙂 Arınmaya, büyümeye, güzelleşmeye hep devam 🙂 Bazen acı bazen tatlı, acı olmazsa tatlıyı nasıl bilir insan? Önemli olan acıya ne anlam verdiğimizdir, acının bize ne kattığıdır… Aşkın da anlamı, aşkın da acısı- tatlısı herkesin kendi deneyiminde yatar, aşk konusunda samimi ve cesur yürekli olunmasına inanlardanım, iyisiyle kötüsüyle 🙂

Acı tatlı bol bol farkında olarak kişisel aşkı yaşayalım ki olgunlaşalım ve ilahi AşK da nasip olsun bize güzel insan 🙂

Sevgi ve sağlıkla ilerleyin

Arzu Bıyıklıoğlu

NLP Uzmanı ve Yaşam Koçu

 

By | 1970-01-01T00:00:00+02:00 Ocak 1st, 1970|Farkındalık ve Değişim Koçluğu|Yorum Yok

About the Author:

Yorum Bırak