Bir Avuç Yemeği Kaç Dakikada Yersiniz?

//Bir Avuç Yemeği Kaç Dakikada Yersiniz?

Bir Avuç Yemeği Kaç Dakikada Yersiniz?

Midemizin büyüklüğü bir avuç içi kadardır. (Tabi biz onu büyütmediysek!) ihtiyacınız olan bir avuç yemeği kaç dakikada tüketiyorsunuz? Üç beş dakika mı? Peki, hiç 21 dakikada bitirmeyi denediniz mi? Eğer denemediyseniz bugünün egzersizi olarak bunu deneyebilirsiniz.

Normal açlık derecesinde olduğunuz bir an, bir avuç sağlıklı gıdayı küçük bir tabağa koyun. Küçük bir çatal alın ve aynanın karşısına geçip oturun. Saatinizi ayarlayın ve yemeye başlayın. Her lokmaya önce bakın, sonra koklayın, sonra da bu lokmayı yiyebilecek ve tadına varabilecek olduğunuz için teşekkür edin. Lokmayı ağzınıza koyun ve yavaş yavaş çiğneyin, tadına varın. Bu işlemi her lokmada tekrarlayın ve 21 dakikada tabağınızdaki yemeği bitirin.

Hızlı yemek vücutta kıtlık bilinci yaratır, daha fazla yemek ve yediğini yağ olarak depolamak ister. Oysa yavaş yavaş, sık sık sağlıklı, doğal gıdalar yemek bedeni rahatlatır. Her zaman işe yarar besinler geliyor bilinciyle yediklerini stoklama gereği duymaz. Tokluk sinyali beyne yaklaşık 20 dakikada ulaşır. Hızlı yerseniz doyma sinyali gelene kadar boşu boşuna, daha fazla yeme gereği duyar; midenizi gereksiz yere şişirirsiniz.
Yavaş yemek için hafif bir müzikten destek alabilirsiniz. Müziğin ritmi ve yumuşaklığı yavaş çiğnemenizi destekler. Ayna karşısında kendinizi, yeme şeklinizi incelemek de size vakit kazandıracaktır. 21 gün boyunca her öğününüzü bu şekilde yaparsanız yeme alışkanlığınız değişmeye başlayacak ve ilk yaptığınız zamanki kadar zorlanmayacaksınız.

Bebekliğinizden bu yana o kadar çok şey öğrendiniz ki, bunu da öğrenebilirsiniz. Bu yavaş yeme egzersizinizi biraz sonraki öğününüzde yapmaya başlayabilirsiniz. şu an tek yapmanız gereken, bu öğünde hangi sağlıklı yemeği seçeceğinize karar vermek…

Sevgiyle ve sağlıkla ilerleyin…

Arzu Bıyıklıoğlu
NLP Uzmanı ve Yaşam Koçu

 

By | 2013-03-12T01:21:00+02:00 Mart 12th, 2013|Sağlıklı Yaşam ve Zayıflama Koçluğu|Yorum Yok

About the Author:

Yorum Bırak